Hızla gelişen teknolojinin en büyük etkisi kuşkusuz iletişim araçları ve iletişim teknolojileri üzerinde olmuştur. Medya, deyim yerindeyse yüzyılımızda sadece artık insanların bilgi edinmelerine yarayan bir araç değildir. Onları şekillendiren, manipüle eden bir kurumdur. Bu manipülasyon belli bir ideolojinin güdümündedir ki bu noktada medyanın yapıp ettiklerinin önemi artmaktadır. Günümüzde medyanın üstlendiği rol nerdeyse devlet mekanizmaları kadar hatta daha da önem kazanmıştır. Zira gazeteler, televizyonlar ve artık internet bireyleri direk şekillendiren araçlar hainle gelmiştir. Hal böyleyken medyanın ilk ve asli unsuru olan kamuoyunu bilgilendirmekte kullandığı haberlerde vurguladığı alt ve üst metinler zannedildiğinden çok daha fazla önem kazanmaktadır. Dolayısıyla habercilik de sadece bilgi veren bir mekanizma değildir. Bir toplumu şekillendiren unsurları dile getirmektedir.
Denilebilir ki medyanın birimleri belirli bir ideolojik bakışla hareket etmektedir. Türkiye’de belki de tüm dünyada hem toplumda hem de medyada dışlanan iki önemli kesim var: Kadınlar ve çocuklar. Bu dışlanma ataerkil toplum yapısıyla ilgili olsa gerek. Kadına ve çocuğa önem vermemek, kadınla çocuğu tamamıyla yetişkin kişiler, tam anlamıyla yurttaş olarak görmemekten kaynaklanıyor. Kadın ve çocuk bizim toplumuzda ve medya da ‘’ikinci sınıf’’ insanlar olarak telakki edilir. Atasözlerine deyimlere bile girmiştir bu aşağılama, yok sayma. Kadınlar için’’elinin hamuruyla erkek işine karışma’’ denir mesela. Ama fırında çalışan erkek hamurkar için sarf edilmez mesela bu söz. Oysa onunda elinin hamurudur. Çocuklar için de bu tür çok sayıda atasözü ve deyim var. Çoğu gerici ve çocuk karşıtı. ‘’Çocuk aklı’’ denir mesela bir konuya çok saf yaklaşanlar için. Ya da ani doğal kendiliğinden davranan birisi için de ‘’çocuk musun’’ denir. (1)
Medyada belirli kesimlerin temsil edilmeme sorunuyla karşı karşıyayız. Kadınlar ve çocuklar medyada temsil edilmiyorlar. Edildiklerinde de ya fail ya kurban oluyorlar. Bu da bir problematik ve bizatihi hak ihlali. Kadınları sadece cinayet işlediklerinde ya da tecavüze uğradıklarında haber yapıyorsanız üstelik bunu kadın bedenini teşhir nesnesi haline getirerek yapıyorsanız -ki çocuk içinde geçerli bu- burada ciddi bir sorun var demektir. . Bir çocuğu haber yaparken ya da onunla bir röportaj yaparken hangi sözcükleri kullanacağınız, soruyu nasıl formüle edeceğiniz, yanında ebeveyni olacak mı olmayacak mı, izin alınacak mı alınmayacak mı? Bütün bunlar gazetecilerin bilmeden yaptığı hak ihlalleri. Dolayısıyla bilmemek gibi basit bir şeyin sonucu olabiliyor hak ihlali. (2)
Medyanın, çocuklarla ilgili haberleri haberleştirme sürecinde şiddeti yeniden üretmesi, şiddet suçunu olumlayıp meşrulaştırması ve bizzat şiddeti körükleyici rolü göz önüne alındığında; habercilikte bilerek ya da bilmeden bu yanlışlıklara düşülmemesi için, gazetecilerin çocuklarla ilgili haberler yaparken dikkat etmesi gereken hususlar vardır ki çocuk haberlerinde gazetecinin etik davranması zaruridir. Zira gazetecilik; dürüstlük, doğruluk, nesnellik, tarafsızlık, hakkaniyet, kamuoyuna hesap verme ve haber değeri olan bilgiye erişmek için kullanılan anonim kaynakların korunmasını kapsar. Başka pek çok etik sistemde olduğu gibi, gazetecilik etik ilkeleri de "zararın sınırlandırılması" prensibine dayanır. Bu ilke, özellikle çocuklar söz konusu olduğunda gereksiz bilgilerin habere girmemesi; örneğin tecavüz gibi suçlarda mağdurunun kimliğinin gizli tutulması, insanların itibarını zedeleyecek bilgilerin yayınlanmaması veya intihar edenlerin intihar yönteminin açıklanmaması gibi kurallar önerir. Bu etik ilkeleri CRIN şöyle sıralamaktadır:
Çocuk Hakları Bilgi Ağı (CRIN) çocuklarla ilgili haber yaparken başvurulacak etik ilkeler:
1.İsimler değiştirilmiş, gizlenmiş ve hatta kullanılmamış olsa bile, çocuğu, kardeşlerini veya akranlarını riske atacak görüntüleri veya haberleri yayımlamayın.
2. Hiçbir çocuğa zarar vermeyin; yargılayıcı, kültürel değerlere duyarsız, çocuğu tehlikeye atan veya küçük düşüren ya da çocuğun travmatik olaylara ilişkin acı ve üzüntüsünü tekrar canlandıracak soru, tavır ve yorumlardan kaçının.
3. Mülakat yapılacak çocukları seçerken cinsiyet, ırk, yaş, din, statü, eğitim geçmişi veya fiziksel yetenekleri nedeniyle ayrımcılık yapmayın.
4. Çocuklarla ilgili haber malzemelerinin reklamını yapmak için stereotipleri kullanmaktan ve sansasyonel sunum yapmaktan kaçının. 5. Sahneye koymayın: çocuklardan, kendi geçmişlerinin bir parçası olmayan bir öyküyü anlatmalarını veya bir harekette bulunmalarını istemeyin.
6. Çocuk ya da velinin bir gazeteciyle konuştuğunu bildiğinden emin olun. Mülakatın amacını ve nerede kullanılacağını açıklayın.
7. Her türlü mülakat, video çekimi ve mümkün olduğunda belgesel fotoğraf için çocuktan ve velisinden izin alın. Mümkün ve uygun olduğunda, bu iznin yazılı olarak verilmesi gerekmektedir. Çocuk ve velinin her hangi bir şekilde zorlanmadan izinlerinin alınması gerekmektedir ve yerel veya küresel olarak yayılabilecek bir haberde yer aldıklarını anlamaları sağlanmalıdır. Bu genellikle izin çocuğun kendi dilinde alınırsa ve karar çocuğun güvendiği bir yetişkinle birlikte verildiğinde sağlanabilmektedir.
8. Mülakat yapanların ve fotoğrafçıların sayısını sınırlı tutun. Çocukların rahat olduğundan ve öykülerini baskı olmaksızın anlatabildiklerinden emin olun.
9. Çocukların öyküsünün veya görüntüsünün yer aldığı konuya daima uygun bir bağlam sunun.
10. Aşağıdaki durumlarda çocuğun adını değiştirin veya görüntüsünü gizleyin:
a. Çocuk cinsel istismar veya sömürü mağduruysa,
b. Çocuk fiziksel veya cinsel istismarın failiyse,
c. Çocuğun kendisi, anne babası veya velisi tam bilgilendirilmiş olarak rıza vermediği taktirde, çocuğun HIV-pozitif ya da AIDS olduğu durumlarda,
d. Çocuk bir suçla suçlanıyor veya hüküm giymiş ise.
10. Başka çocuklarla veya bir yetişkinle, tercihen her ikisiyle birlikte, çocuğun söyleyeceği şeyin doğruluğunu teyit edin.
11. Bir çocuğun risk altında olup olmadığı konusunda emin değilseniz, haber değeri ne kadar yüksek olursa olsun tek bir çocukla ilgili haber yapmak yerine çocukların genel olarak
durumlarıyla ilgili haber yapın. (3)
Türkiye nüfusunun yaklaşık yüzde 40’ını, yasa ve uluslar arası sözleşmelere göre çocuk kabule dilen 18 yaşın altındakiler oluşturuyor. Nüfusun yüzde 40’ını çocuklar oluşturuyor ancak Çocuk Hakları gazeteciliği yok… Haliyle bitmez tükenmez bir haber kaynağı öylece dururken, medya toplam gazete satışının dört katından fazlasını sahip bu oranın içindekilere ilişkin uzman haberciye gereksinim duymuyor.( 4) Ve en önemli sorunlardan biri de bu ihlallerin farkında dahi olmadan yapılması. Çocuk odaklı habercilikte kılavuzluk yapan ve habercilerini eğitime yollayan bir gazetenin haberinde şu gözlemlenmiştir: Bir tek haber örneğinde dahi yapılan hak ihlallerini alt alta koyduğumuzda önümüze şöyle bir liste çıktı:
· Mağdur / yasayla ihtilafa düşmüş çocukların kimliklerini açıklama,
· Çocukların damgalanması,
· Çocuklarla uzmanların yardımı olmanda görüşme,
· Çocukların teşhir edilmesi,
· Ayrımcılık yapılması,
· Suçsuzluk karinesi, kişinin bağımsız yargı tarafından suçlu buluna kadar suçsuz kabul edilmesinin ihlali,
· Hukuki kavramların yanlış kullanımı,
· Haberin afişe edici, zarar verici olması.(5)
Çocuk odaklı habercilik, görüldüğü üzere ayrı bir kategoride ele alınması gereken kendine has kuralları olan bir alandır. En basitinden çocuklar hakkında yapılan haberlerde ısrarla tekrar edilen büyük bir yanlış “suçlu çocuk” ifadesinin kullanılmasıdır. Çocuk ve suç konusunda değişen paradigma son yıllarda, çocuğu suça iten nedenlerin çocuğun suç işlemesindeki belirleyiciliğini vurgulamasının yanı sıra, çocuğu damgalamamak adına etik bir tercih olarak “suçlu çocuk” “suç işlemiş çocuk” ifadesi yerine “kanunlarla ihtilafa düşmüş çocuk” veya “suça karışmış çocuk” ifadelerinin kullanılmasını önermektedir. Uluslararası metinler, ulusal çocuk komisyonu raporları, ulusal ve uluslararası sivil toplum kuruluşlarının kullanımında yaygınlaşan bu ifadeler, çocuk adalet sistemine ilişkin çocuk lehine (damgalamayı reddeden) doğru bir bakışı temsil etmesi nedeniyle haberciler tarafından da kullanılması gerekmektedir. ( 6) Terimsel bir ifade yanlışlığının dahi boyutlarının damgalamaya kadar vardığı düşünülürse çocuklarla yapılan röportajlarda yetişkinlerden daha farklı bazı kurallar söz konusudur. Çocuklarla yapılan röportajda uyulması gereken ilkeler şöyle özetleyebiliriz:
Röportaja hazırlanırken…
· Röportajda kullanılacak soruların önceden hazırlanması gerekir,
· Sorularımızı genelden özele sıralamalıyız,
· Röportajda sorular kısa ve net olmalıdır,
· Röportaj sorularımızın duygularla değil, takip ettiğimiz somut olayla ilgili olması beklenir,
· Röportaj sorularımızı başka türlü formüle etmeye hazır olmalıyız.
Röportaj nasıl yapılmalı…
· Röportaj çocuğun doğal ortamında yapılmalıdır,
· Çocukla röportaj yapılması için izin alınması gerekir,
· Röportaj yapılacak çocuğun yanında refakatçi bulunması gerekebilir,
· Eğer çocuk yakınızsa röportajı siz yapmamalısınız,
· Çocuk ile röportaj yaparken, ona bir birey olarak yaklaşan bir üslup kullanmalıyız,
· Çocukla röportaj yaparken kullanacağımız dile/sözcüklere dikkat etmemiz gerekir.(7)
Yazımızın girişinde medyanın, anlamın toplumsal inşasında ideolojik işlevinden bahsetmiştik - ötekileştirme normalleştirme v.b. - böylesi bir işlevden dolayı medyanın üstlendiği roller çok önem kazanmaktadır. Habercilerin belki de sorumlulukları hiç bu kadar ağır olmamıştı. Zira sorunlu-yaygın haber anlayışına çoğu gazeteci düşmekte ve içinde olduğu yanlışlığı fark edememektedir… Ama bu durum çocuk odaklı haberciliğin yaygınlaşmasıyla değişmektedir. Çocuklarla ilgili haberlerde "kamu yararı"nın sınırları ve bu sınırların nerede başlayıp nerede bittiği şekil değiştirmektedir. Böylesi bir değişim daha sağlıklı bir geleceğin olmazsa olmazlarındandır, zira çocuklar demek gelecek demektir.

KAYNAKÇA:
1- ALANKUŞ, Sevda, Çocuk Odaklı Habercilik; Kolektif, Ips İletişim Vakfı Yayınları, 2008. ( DURAN, R. Çocuk Hakları Odaklı Habercilik Ve Röportaj, S.253-254)
4- ALANKUŞ, Sevda, Çocuk Odaklı Habercilik; Kolektif, Ips İletişim Vakfı Yayınları, 2008. (ŞIK, A. Çocuktan Ver Haberi, s. 251-252).
5- ALANKUŞ, Sevda, Çocuk Odaklı Habercilik; Kolektif, Ips İletişim Vakfı Yayınları, 2008. (ŞIK, A. Çocuktan Ver Haberi, s. 250).
6- ÇAPLI, Bülent, TUNCEL, Hakan, Televizyon Haberciliğinde Etik, Fersa Matbaacılık, Ankara, 2010. (Atılgan E. Ü. Çocuk Sanık ve Hükümlüler).
7- ALANKUŞ, Sevda, Çocuk Odaklı Habercilik; Kolektif, Ips İletişim Vakfı Yayınları, 2008. ( DURAN, R. Çocuk Hakları Odaklı Habercilik Ve Röportaj, s.258-262).